Cakrawala News – 11 Oktober 2026 | Skandal iddiası Türkiye’nin başkenti Ankara’da bir baro başkanının sözleriyle gündeme geldi. Ankara 2 No’lu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir‘in “Bakanlık bize ayrıcalık tanıdı, iki sene içerisinde 70 tane baro üyesi avukat arkadaşımızı hakim, savcı yaptık” ifadeleri, Adalet Bakanı Akın Gürlek‘e yönelik soru önergesiyle Meclis gündemine taşındı. İYİ Parti’den Özdağ’ın yönelttiği sorular, hakim ve savcı seçme süreçlerinde liyakat ve eşitlik ilkesinin ihlal edilip edilmediğini tartışmaya açtı.
Özdağ, Ağdemir’in açıklamasını hatırlatarak, hakim ve savcıların seçilmesi, mesleğe kabulü ve atanması süreçlerinin Anayasa’ya, ilgili mevzuata, liyakat ve eşitlik ilkelerine uygun yürütülmesinin hukuk devletinin olmazsa olmaz gereği olduğunu vurguladı. Bu çerçevede Bakan Gürlek’e dört somut soru yöneltti.
Bakan Gürlek’e Yöneltilen Sorular
Özdağ’ın soruları şöyle sıralandı:
- Açıklamada belirtilen iki yıllık dönemde Ankara 2 No’lu Baro’ya kayıtlı kaç avukat hakimlik veya savcılık mesleğine kabul edilmiştir?
- Hakim ve savcı adaylarının belirlenmesi ve mesleğe kabulü süreçlerinde baro üyeliği bir ölçüt olarak kullanılmakta mıdır?
- Kullanılmıyorsa, açıklamada dile getirilen ayrıcalık ifadesi hangi uygulamaya dayanmaktadır?
- Ankara 2 No’lu Baro’ya kayıtlı avukatların hakimlik ve savcılık mesleğine kabulüne ilişkin süreçlerde mevzuata aykırı bir uygulama veya diğer adaylar aleyhine bir farklılık bulunup bulunmadığının araştırılması amacıyla Bakanlığınızca herhangi bir inceleme ya da soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmışsa sonucu nedir?
Bu sorular, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmalarının odağına yerleşti. Zira hakim ve savcı atamalarında liyakat ilkesi, hukuk devletinin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
Ağdemir’den Yeni Açıklama: ‘Bağlamından Koparıldı’
Gökhan Ağdemir, sözlerinin ardından gelen tepkiler üzerine yeni bir açıklama yaptı. Konuşmasının belirli bir bölümünün kesilerek servis edildiğini ve “gerçeği yansıtmayan bir algı” oluşturulduğunu savundu.
Baroya bağlı Staj Eğitim Merkezi’nde eğitim alan hukukçuların hakimlik ve savcılık sınavlarını kendi başarılarıyla kazandığını belirten Ağdemir, mesleki yeterliliklerini ilgili mercilere anlatmanın baro başkanı olarak sorumluluğunun bir parçası olduğunu öne sürdü.
Ağdemir’in açıklamasının tamamı şöyle:
“Ankara 2 No’lu Barosu ve şahsım hakkında son günlerde yayımlanan haberlerde, konuşmamın öncesi ve bağlamı göz ardı edilerek yalnızca belirli bir bölümünün kesilip servis edilmesi suretiyle kamuoyunda gerçeği yansıtmayan bir algı oluşturulmuştur. Bir baronun görevi yalnızca avukatların hak ve menfaatlerini savunmakla sınırlı değil, aynı zamanda genç hukukçuların yetişmesine katkıda bulunmak, mesleki gelişimlerini desteklemek ve nitelikli hukukçuların yetişmesi için çalışmaktır.”
Ağdemir, Staj Eğitim Merkezi’nde genç meslektaşların mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeye yönelik kapsamlı bir eğitim süreci yürüttüklerini ifade etti. Bu eğitimlerden geçen ve kendi başarılarıyla hakimlik ve savcılık sınavlarını kazanan genç hukukçuların başarılarını ilgili mercilere anlatmanın, bir baro başkanı olarak sorumluluğunun doğal bir gereği olduğunu savundu.
Açıklamalarının bağlamından koparılarak “hakimlik garantili baro” gibi ifadelerle servis edilmesini eleştiren Ağdemir, bunun baro seçimlerine yalnızca bir hafta kala yaratılmaya çalışılan bir algı çabasının göstergesi olduğunu ileri sürdü.
Hukuk Devleti ve Liyakat Tartışması
Olay, Türkiye’de yargı mensuplarının atanma süreçlerine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Hakim ve savcı adaylarının belirlenmesinde baro üyeliğinin bir ölçüt olup olmadığı sorusu, yanıt bekleyen en kritik başlık olarak öne çıkıyor.
Eğer iddia edildiği gibi bir ayrıcalık söz konusuysa, bu durum diğer adaylar aleyhine bir eşitsizlik yaratabileceği gibi yargıya duyulan güveni de zedeleyebilir. Bakanlığın bu konuda bir inceleme başlatıp başlatmadığı ise henüz netlik kazanmadı.
Özdağ’ın soru önergesi, konunun Meclis çatısı altında ele alınmasını ve Adalet Bakanlığı‘nın resmi bir açıklama yapmasını sağlayabilir. Kamuoyu, hakim ve savcı atamalarında liyakat ve şeffaflık ilkelerinin korunup korunmadığını yakından takip ediyor.
Gelişmeler, yargı bağımsızlığına ilişkin algının güçlendirilmesi açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Bakan Gürlek’in sorulara vereceği yanıtlar ve olası bir soruşturma süreci, tartışmanın seyrini belirleyecek.










